|
HAVE TO/HAS TO
*
"Have to" ve "has to" "must"ta olduğu gibi yapılması gereken işleri
anlatmak için kullanılmaktadır.
- must: (-meli, -malı)Mecburiyet azdır.
- have to /has to: (-meli, -malı)Yapma mecburiyeti vardır, "must" a göre
daha kuvvetlidir.
-You are a student. You have to wear uniform at school.
(Sen bir öğrencisin. Okulda uniforma giymek zorundasın)
-Students have to pass an exam to enter a university.
(Öğrenciler üniversiteye girmek için bir sınavı geçmek zorundadır.)
-Drivers have to drive on the left in France.
(Sürücüler Fransa da sol tarafta araba kullanmak zorundadırlar.)
*Kişilere göre zorunluluk bildirmek değişmektedir. Aynen sahiplik bildiren
have got ve has got ta olduğu gibi.
I, You, We, They öznelerinde: Have to
He, She, It öznelerinde: Has to
*Have to ve has to nun olumsuz hali daha önce gördüğümüz must ve have/has
got tan farklıdır.
Negative Form
(Olumsuz Hali)
*Aslında have to ve has to nun olumsuz halini anlayabilmek için zamanları
bilmemize ihtiyacımız var.Burada sadece have to ve has to nun geniş
zamandaki kullanışı anlatılmıştır. Olumsuz yaparken de geniş zamandaki
olumsuz hali kısa bir şekilde anlatılacaktır.Daha sonraki konularda,
zamanlar öğrenildikten sonra daha detaylıca bu konuya değinilecektir.
-Have to nun kullanıldığı özneler I, You, We ve They dir. Yine have to nun
olumsuzunu yaparken aynı olumsuzluk takısı kullanılacaktır. Bu da don"t
tur.Don"t aynı zamanda geniş zamanın I, You, We, They özneleri için
kullanılan olumsuzluk takısıdır.
-Have to nun kullanıldığı olumsuz cümle anlam olarak yapılmanın gerekli
olmadığı durumları anlatır.Örneğin:
-I don"t have to get up early on Sundays.
(Pazar günleri erken kalkmak zorunda değilim ya da pazar günleri erken
kalkmam gerekmiyor)
-Students don"t have to go to the school on holiday.
(Öğrenciler tatilde okula gitmek zorunda değildir.)
- Has to da kullanılan özneler ise He, She ve It tir. Bunlarda olumsuz
yapmak için doesn"t kullanılır. Fakat doesn"t tan sonra has to değil
have to kullanılmak zorundadır.
-She doesn"t have to buy a ticket for cinema. I will buy for her.
(O sinema için bilet almak zorunda değil. ben ona alacağım.) -He doesn"t
have to study for exam, bacause it isn"t tomorrow.
(O sınava çalışmak zorunda değil, çünkü sınav yarın değil.)
|